Edip Yüksel ABD yerine uzaya gitsen olmaz mıydı?


Edip Yüksel, mısırlı reşat halife adlı bir vatandaşa kanıp onun peşinden amarikalara gitmişti uzun yıllar önce. Hapishane yıllarında mektuplarla ikna olup anasının babasının, atasının dedesinin, hocasının, hacısının dinini bırak COMPUTER (John puter değil) dinine tabi oluverdi.

Dinin ana teması Kuranı Kerimi inanır gibi gözüküp islam akaidinin kabul ettiği herşeyin zıttını söylemek. İslam dininde sağ gösteriyorsa sola gitmek. dik dur diyorsa amuda kalkmak gibi yani.. Kaynaklarla konuşan, nakillere itibar eden herkesi aşağılamak, hakir görmek, hayvan yerine bile koymamak ise en temel prensiplerinden.

İslam alimleri ne dedilerse zıtlarını söyleyip, Peygamber efendimizin tüm söz, hadis ve davranışlarını top yekün inkar edip savaş açtılar. Sadece kuran dediler. Bugüne kadar hep siz uydurdunuz bundan sonra biraz da biz uyduralım dediler. Başladılar uydurmalara.

Öncelikle kuranın 19 rakamı ile şifrelendiğini söylediler. Bu şifrenin keşfini de reşat adlı vatandaşın 60-70 li yıllarda amerikada bir kütüphanede bulunan bilgisayara kuranı yükleyip oradan yaptıgı hesaplatmalarla ortaya cıkardığına dayandırdılar. Kimse sormadı,

- 60lı yıllarda bilgisayarların gücü neydi?
- Arap alfabesini tanıyor muydu?
- harddisklerinin boyu ne kadardı ki tüm kuranı yükleyebildiniz?
- işlemcileri ne kadardı ki tüm kuranı tarayıp şifreleri bir bir dökebildi?
- Kuranı kerimi yükleyecek kadar kütüphaneden sıra veriyorlarmıydı. Günlerce aylarca sürecek bu proje için o devirde cok nadir bulunan bilgisayarı sadece nasıl sana tahsis ettiler?
- Bugün bu kadar güçlü bilgisayarlar varken yazılım sektörü dev bir şekilde ilerlemişken bir kaç gıytırık uydurmanız dışında ne bulabildiniz?
- Mısırdan gelen 5. sınıf bir vatandaş kütüphanenin yolu biliyor muydu? Biliyorsa 1. sınıf vatandaşlar duruken ona hadi sen geçte peygamberliğini alal acele ilan et mi diyorlardı?

Neyse olan olmuş işte. Computer momputer de kılıfı olmuş. Edip amcamıza da hapishane köşelerinde makul gelmiş, sıcak gelmiş koşmuş amerikalara.. Bu kısımları bizi ilgilendirmiyor.

Bizi düşündüren nokta şu, hapishane köşelerinde amerikalardan gelen başka bir mesajı da algılayabilseydi keşke.. Adamlar uzay çağı diyor. Nasa diyor. Ay diyor, mars diyor. Nedir bunlar. Nasıl gidilir. Ne yapılır?

Ve verse çabasını, verse mücadelesini gitse NASA ellerine. Uzaya çıkan ilk T.C. Vatandaşı olsa nasıl olurdu?

Sıkar biraz. Ahkam kesmek, düzen değiştirmek, devrim yapmak, geleni alkışlayıp gideni sövebilmek daha kolay. Topyekün 1400 yıldır siz hatalısınız. Allah'ta haşa bunu görememiş. anlayamamış 1400 sene tüm müslümanlar yanılmış şimdi bizi peygamber seçti hadi gelin buraya demek çok daha kolay. Seküler bir düzene avukatlık cok cok daha kolay. Herşeyi seküler bir düzene uyarlamak cok daha kolay. Hele bir de kaymağını yemek..

Ama NASA ya girmeye kalkışsa ben uzay bilimlerinde bir numara olacam, geçmişi inkar edemem dese acaba bırakın amerikada okutmayı, vize'in "V" sini bile verebilirler miydi kendisine?

İlerlemiş, uzaya çıkmış bir islam dünyasını kimse istemez. Ancak onlar parçalanmış, bölünmüş, inanç kavgasına düşmüş bir islam dünyasını arzularlar. İlerlemeye giden tüm yolları tıkarlarken, islam dünyasını parçalamaya açık tüm fikirlere ise daha doğmadan sponsorluk yapmaya hazırlardır.

Bazen bu sponsorluk küçücük bir VİZE vermekle başlar.

Acaba gerçekten verirler miydi edip yükselin uzaya gitmesine vize?

Anlayana, suclular.zehirli.org

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimlendirme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

sponsorlu bağlantılar

Anket

Deniz Gezmiş Suclu mu?: