'Hediye kazandınız' mesajlarına inceleme

Cep telefonu kullanıcılarını canından bezdiren 'hediye kazandınız' şeklindeki tuzak mesajlara inceleme başlatılıyor. Sanayi Bakanlığı yetkilileri, reklam mesajı almak istemeyen tüketicinin, GSM operatörüne başvurarak bu mesajları istemediğini belirtmesini istiyor. Son dönemde iyice artan kontör dolandırıcılarının mağdurları arasında dekan, doktor, mühendis ve birçok esnaf yer alıyor.

Cep telefonlarına gelen gereksiz reklam ve satış mesajları, aboneleri rahatsız ediyor. Özellikle yurtdışında iken alınan mesajlar, telefon faturasını da şişiriyor. Tüketici mevzuatına göre cep telefonuna reklam ve satış mesajı almak istemeyen aboneler öncelikle GSM operatörü ile yaptığı sözleşmede yer verilen, "Reklam, tanıtım vb. mesajları istemiyorum" bölümünü işaretlemeli. Aksi halde, GSM şirketleri abonelerin numaralarını reklam amaçlı başka şirketlere verebiliyor. Ayrıca aboneler, telefonlarına gelen "Hediye kazandınız. Şu numaralı telefonu arayın vb." mesajlara karşın dikkatli olmalı ve bu satışların Tüketici Kanunu Mesafeli Satışlar kapsamında olduğunu iyi bilmeli. Sanayi Bakanlığı yetkilileri, telefonlara kısa mesajla gelen satış ve reklam tekliflerini iyi incelemeleri uyarısı yaptı.

4 bin yıl önce de hapishane varmış

Günümüzde değişik modelleri bulunan hapishanelerin, Anadolu'da 4 bin yıl önce de var olduğu, bazı suçluların hapishanelerde tutuldukları bildirildi.

Kültepe höyüğünde kazı çalışmaları yapan Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, höyükten çıkan çivi yazılı tabletlerin günümüzden milattan önce 2 binli yıllardaki yaşam tarzı hakkında fikir verdiğini belirtti.

Kulakoğlu, okunan bir çivi yazılı tablette, yerel bir kralla aralarındaki ticari bir meseleden dolayı anlaşmazlık çıkan Asurlu Bazia'nın krala gönderdiği mektubunda 10 aydan beri hapishanede yattığını, kendisini kurtarması için elçi göndermesini rica ettiğini anlattı.

'Seks kaseti' parlak gelecek açtı mı?

"Türkiye'nin anamuhalefet partisi liderini eskiden sekreteri, şimdilerde ise bir milletvekili olan kadınla yarı çıplak bir halde oynaşırken gösteren utanç verici bir kaset, Türk siyasetini çok olumlu bir dağınıklığa sürüklemiş olabilir..."

Türkiye siyasetini büyük bir ehliyetle izleyen ve yorumlayan çok az sayıdaki Amerikalı gazeteciden biri olan, 1996-2000 arasında New York Times'ın İstanbul büro şefi Stephen Kinzer'in "Seks kaseti Türkiye'ye parlak bir geleceğin kapısını açıyor" başlığını taşıyan son yazısı yukarıda aktardığım cümleyle başlıyor ve şöyle devam ediyor: "Son on yıl boyunca ülkesinin modernleşmesini önlemek ve onun 1923'te kuruluşundan bu yana askerlerin hakim olduğu bir elitin denetimi altında kalmasını sağlamak için en ön safta çaba harcayan muhalefet lideri Deniz Baykal, seks kasetinin yayınlanması üzerine istifa etti." (The Guardian, 11 Mayıs)

Deniz Baykal masum, olsa olsa Hüseyin Üzmez suçlu!

Henüz iddialar dolaşırken ortalıkta vurun zaniye diye bağırdılar. tüm medya fevaran etti. Herkes yerden yere vurdu. Anahaber bültenlerinde manşet oldu. Tüm türkiye günlerce 14 yaşındaki bir kıza taciz ettiği iddia edilen Hüseyin Üzmez'le yatıp kalktı. Sanki liseli yıllarda dönme bir yazarı vurmanın rövanşı alınıyor gibi idi.

Ermeni saldırısı devam ediyor

1915te bitmedi bu mücadele. Ermeniler mücadelesine savaşına devam etmekteler. Bizim açılım kapanım diye günümüze gün katarken 1900 lü yılların başında topyekün isyan eden ermeniler taktik değiştirerek savaşlarını sürdürüyor.

Neden bu anlayamıyoruz. Ya da dinlendiremiyoruz. Fransanın göbeğinde PKK kampı kurduran ve bunlara göz yuman fransızlar ve diğerleri 150 yıldır ermenileri türklere karşı maşa karşı kullanıldıgını görmüyor musunuz?

Dün ellerinde silahla ateş kusanlar bugün her cümlesi ile ateşkusmaya devam ediyorlar.

İlk ermeni hareketliliği ne zaman başladı. Kimler sahip çıktı, kimler destekledi. Avrupa ermenileri osmanlıya karşı kullanabileceğini nasıl keşfetti.

Osman gazi bizanslardan korksa idi?

Günümüzde aldı götürdü bir avrupa amerika fobisi. "Onlar yapar abi." "Onlar süper güç." "Biz adam olmayız." "Medeniyet avrupada."

Daha neler neler. Öyle korkar ve tırsar olduk ki batıdan. Acziyetmizden adeta tapmaktan da beter hale geldik. Ne adam akıllı yerli arabımız, ne de yerli cep telefonumuz var. daha gerisini sayamıyoruz bile.

Geçmişi okuyamaz olduk. Göremez, düşünemez, anlayamaz olduk.

Osman gazi ve babası söğüt'e bizanslıların bulaşıklarını yıkamaya gelmediler. Onlar bizans'a işci olmaya gelmediler. Onlar bizanslılara hizmet etmeye gelmediler. Tam tersine oraların hakimi olmaya koştular.

Atatürk intihar etseydi?

Osmanlı cumhuriyeti filmini izlediniz mi bilmiyoruz, orada küçük kemal bir ağaça çıkıp kafesteki kuşu kurtarmak isterken düşmüş olsa ve ölse idi ile başlıyor.

Ve koca bir millet acziyetinden düşmana karşı duramadığı için parçalanan bir anadolunun 2009daki durumunu canlandırıyordu.

Günümüzde o kadar çok intihar vakıaları ile karşılaşır olduk ki, geçenlerde de haberlerde geçti bir rektörümüz intihar etmiş. Rektör okumuş insan ve insanlığa birşeyler verecek makamda biri.

Diğer taraftan daha 14ü 15inde gencecik delikanlılar dedelerinin çanakkalede destan yazdığı yaşlarda. Daha hayatların baharında intihar ediyorlar.

Neden bu intiharlar? Dünyadan alıp veremedikleri nedir?

APO bir tarikat'a şeyh olsaydı

İnsanların hayatlarında en az bir kere de olsa kader anları vardır. Yuvarlak hesapla bu ergenlik, askerlik ve evlilik dönemlerinde önüne çıkıverir.

Bir karar vermek yol seçmek zorunda kalıveririz. Otobüsün farklı bir kapısından inmek ya da o sabah uyuyakalmak bizim kaderimizi tamamen değiştiriverir.

Ve bugün gündemimizde yer eden bir çok ünlü insan ya da geçmişteki büyük insanlar da bir zamanları çocuktular ve onlar da kader anları ile yüzleştiler.

Abdullah Öcal da tarihin en çekişmeli günlerinde kaderini belirledi. Yolunu seçti. Sol bir örgüte merhaba demek yerine bir cami avlusunda abdest alırken yolunu seçmiş olsaydı ne olurdu?

Edip Yüksel ABD yerine uzaya gitsen olmaz mıydı?

Edip Yüksel, mısırlı reşat halife adlı bir vatandaşa kanıp onun peşinden amarikalara gitmişti uzun yıllar önce. Hapishane yıllarında mektuplarla ikna olup anasının babasının, atasının dedesinin, hocasının, hacısının dinini bırak COMPUTER (John puter değil) dinine tabi oluverdi.

Dinin ana teması Kuranı Kerimi inanır gibi gözüküp islam akaidinin kabul ettiği herşeyin zıttını söylemek. İslam dininde sağ gösteriyorsa sola gitmek. dik dur diyorsa amuda kalkmak gibi yani.. Kaynaklarla konuşan, nakillere itibar eden herkesi aşağılamak, hakir görmek, hayvan yerine bile koymamak ise en temel prensiplerinden.

Zekeriya Bayaz "tavuk" keseceğine "öküz" beslese nasıl olurdu?

Zekeriya Beyaz'ı bilmeyen mi var? Türkiye'deki adı Beyaz iki showmenden biri...

Hemen adı geçti diye suçladık sanmayın. Severiz kendisini, islami gerçeklere nasıl şaşı baktığını görmeyen kalmadı.

Son günlerde ülkemizde et fiyatları inanılmaz fırladı. Keçileşen bazı kesimler keçi beslemeyi yasaklayınca. Hali ile kırmızı et için koyuna ve danaya yüklendik ve sonuç ortada.

MICROSOFT'u Bill Gates değil de Deniz Gezmiş kursaydı?

Deniz gezmiş... Bir kesimin en büyük kahramanı. Bu ülkeyi kapatilizme karşı savunmuş en yüce donkişot. Ve kahramanlar gibi idam sehpasında canını vermiş.

Ne için mücadele etti dersiniz?
Kimler için çalıştı?
Kimlerin maşası oldu?

Yoksa Bill Gates'ler kahraman olsun diye Deniz Gezmiş'ler hain mi seçildi?

Nasıl yani? O ha!... Şimdi de Deniz Gezmiş'i mi suçluyorsunuz dediğinizi duyar gibiyim.

Birileri küresel sermayenin ülkelerine akması için gecelerini gündüzlerine katmaktalar. Ülkelerindeki insanlar işsiz kalmasın onlara iş kaynakları açılsın diye mücadele etmekteler. Rekabet dünyasında kendi ülkeleri dışında genç beyinler çıkıpta sermayenin yönü değişmesin diye gecelerini gündüzlerine katmaktalar.

Abant toplantısında Osmanlı arşivleri tartışılsaydı

Şu meşhur abant toplantılarını bilmeyen mi var? Adamlar toplanıp dünyayı kurtaran süper kahraman rolüne bürünmüşlerdi bile...

Neler konuşulmadı ki orada? Kahramanın ala kahraman. Tüm alemi biz yarattık edası ile masalara vuruldu yumruklar! Kim suçlu? Hata nerede?

O kadar insan, üstelikte tonla devlet maaşı ile geçinip giden proflar, ilahiyatcılar vs... Allah yarın size sormayacak mı verdiği o kadar rızkın hesabını?

Düşünün orada yeniden yorumlamaya kalkıştıkları din, diyalog vs. tartışmaları yapacaklarına 600 yıllık Osmanlı arşivini tartışsalar daha güzel olmaz mıydı? Trenlerle Bulgaristan'a hurda olarak satılan arşivleri...

Vekil arabasıyla eroin ticareti

DTP Milletvekili Pervin Buldan'ın kayınbiraderi Nihat Buldan ve beş kişi 90 kilo eroinle yakalandı.

Buldan'ın görüşmelere giderken yengesinin aracını kullandığı ortaya çıktı..

İstanbul Narkotik Şube Müdürlüğü ekipleri, 2.5 yıl önce Erciş Cezaevi'nden tahliye olan Nihat Buldan'ın uyuşturucu sevkıyatı yapacağı bilgisini aldı. Polis, suikast sonucu ölen Savaş Buldan'ın kardeşi olan Nihat Buldan'ı takibe aldı. 3 ay süren takibin ardından Buldan'ın liderliğini yaptığı grubun İran'dan getireceği uyuşturucuyu İstanbul üzerinden Avrupa ülkelerine götürmeyi planladığı ortaya çıktı. Polis Nihat Buldan'ın milletvekili yengesi Pervin Buldan'ın özel otomobilini kullandığını da belirledi. Pervin Buldan adına kayıtlı olan ve üzerinde TBMM kartı bulunan aracı Nihat Buldan'ın uyuşturucu bağlantısı kurmaya giderken kullandığı belirlendi.

Kim haklı, kim suçlu?

Bosnalı Danis Tanovic bol ödüllü ilk filmi 'Tarafsız Bölge'de, Yugoslavya'daki savaş anlatılıyor. Bir sığınaktaki üç asker arasında geçen film, savaşın kazananları değil kurbanları olduğu gerçeğini vurguluyor

İSTANBUL - Savaşlar sürüp giderken insan kim suçlu, kim haklı demekten alamıyor kendini. Filistinliler mi İsrailliler mi? Hindular mı Müslümanlar mı? Sırplar mı Boşnaklar mı? Aslında kimin gözünden bakarsak diğer taraf suçlu. Tarafsız olmaksa neredeyse imkânsız? Böylesine bir konu üzerine tarafsız bir film çekmekse o kadar da imkânsız değil!

İçerik yayınları

sponsorlu bağlantılar

Anket

Deniz Gezmiş Suclu mu?: